Aslında 1984 yılında efsanevi flamenko
gitarist Paco de Lucia'yı radyoda şans eseri duyuncaya
kadar bir gitara dokunmuşluğum dahi yoktu, o anda kararımı
verip "bu enstrümanı çalmalıyım" dedim.
Adana'da teknik lise öğretmeni olarak çalıştığım yıllarda
kendi kendime klasik gitar çalışmaya başladım. Bu uzun
dönemde klasik gitarın profesyonel amaçlar için oldukça
çok çalışmak gerektirdiğini keşfetmekle, kariyerimin
yanında amatör bir gitarist olarak kalmanın daha uygun
olacağı açıktı.
Bir motor öğretmeni olmakla sahip olduğum teknik altyapı,
çalmanın yanında gitar ile olan ilişkimde ikinci bir
boyutun gelişmesine yol açtı; gitarist arkadaşlarımın
gitarlarındaki küçük problemleri halletmekle başlayan
bu boyut, yetenekli bir klasik gitarist olan yakın dostum
Utku ÖZKANOĞLU'nun cesaretlendirmesi ve ısrarlarıyla
gitar yapımına yöneldi.
1994 yılında Renault otomobilleri için teknik eğitmen
olarak çalışmaya başladım ve İstanbul'a taşındım.
Gitar yapımı için gerekli bilgi ve malzemeleri toplamakla
geçen birkaç yılın ardından, evimin kapalı balkonunu
atlyeye dönüştürerek 1990'lı yılların sonuna doğru klasik
gitar yapımına başladım.
Her ne kadar hala klasik gitar çalsam da, gitar tutkusu
çalmaktan daha çok gerçekten kaliteli klasik gitarlar
yapmaya doğru yön değiştirdi.
Ve büyük halk ozanı Aşık Veysel'in söylediği gibi,
bu amaçta "uzun ince bir yolda" olduğumu çok
iyi biliyorum.
|